Domates Kuramı

Domates Kuramı

Her şeyin başında domateste problem yoktu.

“Daha güzel” olması için görüntüsünün “daha güzel” olmasına karar verildi..

Çalışmalar yapıldı, İlaçlar bulundu “tohum” üzerine..

Artık daha güzel görünüyordu domates. Daha kırmızı.

Sonra biraz da pazarlama kaygıları başladı. Daha uzun dayanabilmeli, böcek gibi haşereler uzak durmalıydı.

Tekrar çalışmalar başladı. Daha ciddi çalışmalar. İlaçlar bulundu. Daha ciddi ilaçlar.

İnsanlar mutlu oldular. Ellerinde daha temiz, daha şekilli, daha kırmızı, istediklerinde istedikleri kadar alabilecekleri kadar domates oldu. Çarşıda pazarda “garip” domatesler gördüklerinde burun kıvırıyorlardı..

Bir süre insanlar bu “normal” domateslerle beslenip, “anormal” olanları nerdeyse tamamen dışladılar.

Sonra birileri bu “daha güzel” domateslerin uzun vadede sağlıksız olduğu fısıldadı kulaklara. Hazır bilgiyi almaya alışkın olan beyin pek yadırgamadı bu fısıltıyı.

Sonra “organik” oldu o doğal, pak, katkısız domatesin adı.

Beton duvarlarla çevirili, taksitle alışveriş yapılan çarşılarında, pazarlarında bu domatesi arar oldu insanlar. Zaten tadı da güzeldi organik domateslerin. Zaten süs eşyası mıydı canım domates. Güzel görünmese de olurdu. Daha sağlıklı, leziz organik domatesi sormaya başladıklarında anladılar..

Toprak artık kirlenmiş, ilaçlanmıştı. El değmemiş tarım alanı o kadar azdı ki organik domates pahalı bir şey haline dönüşmüştü.

Zaten belki o bile artık insan elinin/beyninin kirleticiliğinden nasibini almıştı.  Nerdeyse kimse hatırlamıyordu gerçek domatesin tadını..

….

Bizler, “daha güzel” yapmak adına değiştirdiğimiz duyguların-içgüdülerin-ahlakın-dinin-ilişkilerin kirlettiği dünyada yaşıyoruz.

Unuttuk her şeyin pirüpak halini.

Hatırlamıyoruz anlamlar yüklemeden önceki halini, sadeliğini.. Sadeliğinin güzelliğini..

Artık bize güvenilmez geliyor “hedefsiz” hareketler.

“An”dan keyif almak saçma, sinsi geliyor.

Kirlettik birçok şeyin organik halini..

Sevişmenin bile..